Yolculuğumun tam olarak nasıl başladığını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde bir aracın içindeydim. Etraf her zaman çok karanlıktı ama yerim rahat, keyfim yerindeydi. Bu yolculukta kendimi çok güvende hissediyordum. Yiyecek ikramı, sıcaklık ayarı, araç süspansiyonu oldukça iyiydi. Arada dışarıdan garip sesler geliyordu, kargaşanın da olduğu yerlerden geçiyor olmalıydık. Yolculuk boyu çok fazla uyuduğumu hatırlıyorum. Aracın sahibi arada bana tatlı tatlı bir şeyler anlatıyor, bu çok hoşuma gidiyordu. Varacağım yeri merakla bekliyordum. Kaç gün, kaç ay yol gittik hatırlamıyorum. Ama bir gün araç sahibi telaşlandı, aracın suyu tükendi dedi, bastı gaza. Ben sarsılmaya başladım, nefes almakta da zorlanıyordum. Bir o yana bir bu yana savrulurken araç durdu, kapı açıldı, gözüme vuran ışıkların arasından beyaz önlüklü biri bana elini uzatıp şöyle dedi: Dünyaya hoş geldin ufaklık!
YOLCULUK
