ÇİLEK REÇELİ

O sabah gözlerini neşeyle açtı. Dünya aynı dünyaydı ama onun için her şey bambaşkaydı. Yatağından hoplayarak indi. Annesinin yanına koştu mutfağa. “Bence artık markete ben gitmeliyim, bir şey lazım mı?” diye sordu. Kadın gözleri ışıldayarak hevesle kendisine bakan oğluna hayır diyemezdi: “Çilek reçelimiz bitmişti. Hadi sen git al, ben de masayı hazırlayayım”. Odasına koşan çocuk hangi rengin hangi renge daha çok yakıştığını henüz öğrenememiş olduğundan işini garantiye alıp geçen yılki bayramlık takımını giydi. Annesinden parayı alıp evlerinin karşısındaki markete gitti.

İçeri girdiğinde gördüğü rengarenk raflardan oluşan labirentin içinde anlamsızca dolandı bir müddet. Ondaki garip hali farkeden market güvenliği kameralardan gözünü çekmeden çocuğu takip ediyordu. Çocuk çilek reçeli alacaktı ama okumayı da bilmiyordu ki. Yanından geçen birisine “Reçeller nerede acaba?” dedi. Kadın reyonun önüne kadar götürdü çocuğu. Çocuk envai çeşit reçele boş boş bakarken doğru kavanozu seçmesine yardımcı olacak şeyleri hatırlamaya çalışıyordu.

Çilek reçeli yediği zamanları düşündü. Ağzında çıtır çıtır eden minik çekirdekleri. Rafta içi yeşil meyveli ve dağılmış küçük çekirdekli bir kavanoz gördü. Eline alıp incelemeye başladı. Elinde tuttuğu şeyin incir reçeli olduğunu anlamamış olsa da çilek reçeli olmadığını anlamıştı. Kendi kendine “Öyle güzel kokan bir şey bu renk olamaz” dedi. Sonra kırmızı meyveli kavanozu gördü. Onun da içinde küçük çekirdekler vardı. Üst rafta duran kavanoza yetişmeye çalışırken düşürdü. Yere düşüp kırılan kavanozun içinden yayılan reçelin kokusu çocuğa gelince tebessüm etti. Çömelip işaret parmağını reçele batırdı ve ağzına götürdü. İşte aradığını bulmuştu.

Market görevlilerinden biri hemen yanına gelip orayı temizlemeye çalışırken bir yandan da çocuğa kırdığı kavanozun fiyatını da ödemesi gerektiğini söyledi. Doğduğundan beri ama olan ve üç gün önce gözleri açılan çocuk için o an hiçbir şeyin önemi yoktu. Çilek reçelinin kırmızısını, küçük çekirdeklerini, kırılan kavanoz parçalarının nasıl dağıldığını görebiliyordu. Hatta market görevlisinin çatık kaşlarını görmek bile onu mutlu ediyordu.

Yorum bırakın