Her şey o adamın, ya da çocuğun mu demeliyim, ormanda koşmaya başlaması yüzünden oldu. Babamın uyarıları ile hayatım boyunca dikkatle emek verip bu günlere kadar geldikten sonra bir maceraperestin kurbanı oldum. Önce sayfalarını rastgele açarak yeni kitabın kokusunu çektim içime uzun uzun. Bu ritüeli hiç atlamazdım. Kitabı okumaya başladığımda henüz kendimi kaybedecek kadar girmemiştim içine. İlk sayfada ailesi ile birlikte pikniğe giden adamın hikayesi gayet sıradan bir hikaye olarak başlamıştı. Karısı ve çocukları ile birlikte yemek yiyor, top oynuyordu. İkinci sayfadan itibaren adamın çocukluk hatıralarının canlanması ile bir şeyler olacağını hissetmiştim ama meselenin buraya varacağını bilememiştim.
Üç, dört ve beşinci sayfalarda adamın çocukluğuna inişini, yaşadıklarını, annesini ve babasını okuyordum. İşte ne olduysa altıncı sayfada başladı. Ormanın içine doğru kaçan topu almaya giden adam, uzakta bir ağacın yanında bir adamla bir kadın gördü. Öylece dikilmiş ona bakıyorlardı. Adam onlara doğru yürümeye başladı. Yürüdükçe bir zaman tünelinde ilerler gibi küçülüyor, çocukluğuna geri dönüyordu. Yaklaştığında onların annesi ile babası olduğunu anladı. Ya da hayaletleri diyelim. Çığlıklar atarak ormanda koşmaya başladı. Annesi ile babasının hayaletleri de peşinden gidiyordu. Yazar tüm kelime oyunlarını, merak unsurlarını o kadar ustaca kullanmıştı ki yedinci sayfayı okumadan geçmem gerektiğini tamamen unuttum. Altıncı sayfanın sonunda yarım kalan kelimeyi sayfayı çevirip tamamladığımda artık her şey için çok geçti.
Ömrüm boyunca kitapların yedinci sayfalarını okumamış, filmlerin yedinci dakikalarını izlememiş, merdivenlerin yedinci basamaklarına basmamış, asansörlerde yedinci katta inmemiş, haftanın yedinci günlerinde hiçbir şey yapmamıştım. Babam bununla ilgili kehaneti anlattığı günden beri yedi bizim için lanet demekti.
Şimdiyse o lanetle yüzleşmeyi bekliyordum. Yedinci sayfaya geçiş yaptığımı ancak o sayfayı bitirdiğimde farkettim. Çünkü önce sayfanın ortasında açılan kara delik harfleri yutmaya başladı, sonra da beni içine çekti. Ben şimdi o kitabın içinde bir kenarda bekliyorum. Hikayenin bir yerinde beni gören var mı onu bile bilmiyorum. Belki bir harfim bu kitapta, belki bir leke, belki de bir nokta.
