CENAZE NAMAZI

Otuz yıldır başka biri gibi davranıyorum. Öyle ki o başka biri dediğim kişi ben oldum belki de artık. Peki aslında ben kimim? Yüz kaslarıma bir diktatör gibi her zaman tebessümle gezme emrini vermeseydim, herkesin isteklerine etimle, kemiğimle, kanımla koşmuyor olsaydım, başkalarını kendimden daha çok düşünmeseydim, şu hayatta benim de itirazlarım, kırgınlıklarım, isyanlarım olsaydı, ben nasıl biri olurdum acaba şimdi?

Her şey sekiz yaşımdayken başladı. Yaz tatilinde anneannemlere gitmiştik. Annem bilmediğimiz yer diye sokakta oynamama izin vermiyordu. Yalnızca aynı sokaktaki caminin avlusunda oynayabiliyordum. Bir gün yine topumu almış, avlunun sıcak mermerinin üzerinde tek başıma sektiriyordum. Yüzümü gölgeleyen şapkamın siperliği altında bile kaşlarım çatıktı. Az ilerde oynayan dört çocuğa kızmıştım. Beni yanlarına çağırmadıkları gibi bilerek o tarafa kaçırttığım topumu almaya gittiğimde sohbet girişimi için sorduğum bütün soruların paketini açmadan iade etmişlerdi bana.

Sonra caminin yanına cenaze arabası yanaştı. Şoför indi arabadan, ön taraftaki kadın oturmaya devam ediyordu. Şoför karşıdaki fırına doğru bir ıslık çaldı. Fırındaki adamlar koşarak yanaştılar arabaya. Her biri tabutun bir köşesinden tuttu, avluya girip musalla taşının üzerine bıraktılar. Un kamyonundan çuvalları indiren üstü çıplak adamın her yerine bulaşmış unlar tabutun yeşil örtüsününün bir köşesini de beyaza buladı. Ben kıkır kıkır gülmeye başlayınca bana dönüp hep birlikte parmaklarını dudaklarına götürüp “şşşşşşt” dediler. O zaman anladım; ölüm ciddi bir işti.

Tabut, musalla taşının üzerinde tek başına duruyordu, tıpkı benim gibi yalnızdı. Cenaze arabasından inen güneş gözlüklü kadın avluya girdi. Çok güçlü duygulara sahip insanların gözlerini görmesek bile neler hissettiklerini anlayabileceğimizi o gün öğrendim. Tabuta doğru hırçın adımlarla yürüdü, iyice yaklaştı. Sonra derin bir nefes aldı, “Seni kimse sevmedi bu hayatta, nemrut adamın tekiydin, şimdi Allah cezanı versin!” diyerek tabuta tükürdü. Uzaktan musalla taşına doğru yürüyen imam kadının yaptığını görünce “Ne yapıyorsunuz hanımefendi!” diyerek adımlarını hızlandırdı. Kadın bir hışımla avludan çıkarak uzaklaştı oradan. Ben kenarda elimde topumla buz kesmiş cemaati olmayan cenaze namazını izliyordum. Bu sahneler bana öyle korkutucu geldi, öyle içime işledi ki, o gün karar verdim herkesin gönlünü kazanmaya. Benim böyle kimsesiz bir cenaze namazım olmamalıydı. İşte sonrası bildiğiniz gibi, tüm yaşamım bir kalabalık cenaze namazı hazırlığı.

Yorum bırakın