İnsan hiç yaşamadığı bir şeyi özler mi? Ben her gün bu özlemle yanıyorum. Atalarımız öyle güzel bir şeyi tüketmişler ki bize onu romanlardan okumak kalmış.
İnsanlar Adem’le Havva’dan başlayarak binlerce yıl aşkı konuşmuşlar. Dünyayı döndüren duyguya aşk demişler. Hiç bitmez bu duygu sanmışlar. Bu günlerin geleceğini bilselerdi ne düşünürlerdi acaba?
Yıl 2135. Dünya tarihine “aşk” duygusu da eklendi. Yalnız kaynakları değil ruhumuzu da tüketerek kıyamete doğru yol alıyoruz. 2000’li yılların başında modern dünya düzeninin hızla ilerlemeye başlamasıyla bireyselleşen insanlar elektronik aletleri ile kabuğuna çekilmeye başlamış. Bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ile aşk cinayeti, ihanet, terk edilme haberleri ortalığa saçılmış. İnsanoğlu yavaş yavaş önce aşka olan inancını kaybetmiş, sonra da aşkın bizatihi kendisini.
O zamanlar çok tartışılan cinsiyetsiz toplum modeli şimdi tüm dünyada yerini buldu bile. Aşk binlerce yıl insanoğlunun içine düştüğü büyük bir hata, bir hastalık olarak olarak yazılıyor şimdi tüm kaynaklarda. Artık kimsenin birbirine güveni kalmadığı gibi herkes o kadar yalnız ve bireysel yaşıyor ki, iki kişilik bir ilişkiye yer yok dünyada.
Yıl 2135. Hepimiz mutsuzuz. Ruhumuz donmuş gibi. Geçen hafta okuduğum tarihi bir romanda bir kadınla bir erkeğin aşkından bahsediliyordu. Onlar da mutsuzlardı ama bedenlerinde hissettlikleri kimyasal değişim, yaşama bağlayan o acı hali, onların her yeni gün gözlerini istek ve enerji ile açmalarını sağlıyordu. Bu duyguyu ölesiye merak ediyorum. Kalbimin çağın bilim insanlarının öngördüğünden daha hızlı çarpmasını, gözümün önünde herşeyiyle apaçık duran adamı farklı biri gibi görmeyi, elini tuttuğum birinden elektrik almayı, kocaman bir kadınken bile saçma sapan hareket etmeyi istiyorum.
Bu makul ve ölçülü dünyada bize kalan tek gerçek ise sayılar, veriler, miktarlar…
Geçtiğimiz ay haberlerini duyduğumuz ve bütün dünyayı çalkalayan yeni bir icat çıkmış Amerika’da, aldığımızda aşk duygusunu hissedebileceğimiz bir hap: Fake Love. Son bir haftadır yoğun bir şekilde aşk konusunu düşündüğüm için olsa gerek, kulak arkamdaki çiplerin birinden sinyal gitmiş olmalı. Birkaç gündür internete her girdiğimde karşıma bu hapın reklamı çıkıyor, Türkiye’ye de gelmiş. Türkçe’ye de çevirmişler adını: Sahte Aşk! Haptan her gün bir tane aldığında bizden önceki yüzyıllarda insanlar aşık olduğunda ne hissediyorlarsa aynı duyguları yaşıyor, aynı bedensel tepkileri veriyormuşuz.
Ey aşkı arayıp bulamadığı için isyan eden tarihin insanları, aşk burada, sadece yetkili eczanelerde!
