Geç kalmış bir intikam hissi içini yiyip bitiriyor, parça parça tüketiyordu. Dakikalardır herkes hastaya merhametle bakarken o içindeki alevi söndürmenin derdindeydi. Odada üç kişiydiler. Üçü de yatakta uzanan caninin akrabalarıydılar. Kimsenin o müstakbel mevtanın ona ne yaptığından haberi yoktu. Her ne kadar kimseye bir hayrı dokunmamış olsa da kör ölecekti, badem gözlü olacaktı. Oysa o, ölülerin kutsanmaması gerektiğini ona kıyan bu adamın da ölümlü olduğunu düşündüğü gün karar vermişti.
Hastane odalarında hasta yakını olarak bulunmaktan hiç hazzetmezdi. Sabah gelen temizlikçinin suya kattığı ucuz çamaşır suyu kokusu hala geçmemişti. Komodinin üzerinde duran petibör bisküviden birkaç tane alıp kemirmeye başladı. Hasta zorlukla başını döndürüp ona baktığında lokmaları boğazına dizildi. Adam yalvaran gözlerle bakıyordu ona. Belli ki onu affetmesini istiyordu. Bu isteği o da sessizce reddetti, yalnızca bakışlarıyla değil tüm hücreleriyle reddetti.
İntikam alsa da içi soğumayacaktı biliyordu ama kanına işlemişti bir kere bu duygu, karşı koyamıyordu dürtülerine. Hasta adamın ondan beklediği affın sadece bir helallik olduğunu biliyor, ona ne yapacağını tahmin bile edemiyor oluşu hoşuna gidiyor, kendini güçlü hissediyordu.
Diğer iki ziyaretçi hastaneden ayrılmak için kalktıklarında o asıl refakatçi gelene kadar beklemek istediğini söyledi. Az sonra odada yalnız kalmışlardı. Filmlerde, dizilerde izlediği onlarca hastane odası cinayet yöntemi geldi aklına. Yastıkla boğmak, şişeden akan ilacın musluğunu kapatmak, enjektör ile zehirlemek… Neden hepsi birden olmasın ki diye düşündü. “Birinin ölmesi gerekiyorsa ölmeli ve bu iş şansa kalmamalı” dedi. Bunu sesli söylediğini adamın gözleri faltaşı gibi açılınca farketti.
Gülümseyerek yürüyüp ilacın akışını kapadı, sonra çantasından çıkardığı enjektörü bir hançer saplarmışçasına adamın boynuna sapladı. Elleri titremiyordu bile. Gözleri kapanan adamın yüzüne yastığı bastırdı, yüze kadar saydı. Nihayet gitmişti. Hemen yanmaya başlar mı diye merak etti. Bunları düşünürken ilacı tekrar açtı. Enjektörü cebine, yastığı da yerine koydu. O sırada kapı açıldı ve hemşire gülümseyerek ona seslendi: “Doktor hanım, adli tıpa yeni bir ceset gelmiş, rapor için sizi akrabanızın yanından biraz alacağız”.
