KIZIL GEYİK

Tek başına dağlara kaçmanın bahanesiydi av onun için. Yumuşak kalbinin üzerine çektiği bir perdeydi sırtında taşıdığı tüfek. Çizmelerini giyip, av için kuşandı mı öyle heybetli görünürdü ki, onu gören hayvanların kendi rızalarıyla canını teslim edeceğini düşünürdünüz. Ama o her zaman avdan eli boş dönerdi. Çünkü her gece rüyasında gördüğü kızıl geyiğin peşindeydi. Ardına düşüp yaklaştıkça karşı yamaçta beliren, dağlara çarpa çarpa yankılanan acı dolu sesiyle sanki onu çağıran, sağ boynuzu kırık kızıl geyiğin…

Kimseye bahsetmemişti ondan. Ne diyecekti ki? “Kaderim rüyamda gördüğüm bir kızıl geyiğin ardındadır, ben her gün onu aramaya giderim dağlara” mı diyecekti? Deli demelerinden korkmazdı da sırrını aşikar ederse geyiği sonsuza kadar kaybetmekten korkardı.

İlk cemrelerin düştüğü, dağlarda karların erimeye başladığı günlerden birinde yine ormanda kızıl geyiğin hayalinin peşinde buldu kendini. Çizmelerini her adımda sakız gibi tutan ıslak toprağa bata çıka yürüyordu. Kuşlar o gün bir başka ötüyordu. Bir tanesi vardı ki onun önünde uçuşup daldan dala konuyor, sanki ona yol gösteriyordu. Kuşu takip etmeye başladı. Bir müddet sonra sesi kesildi hayvanın, ağacın dalları arasından gökyüzüne doğru yükseldi. Başını kaldırıp ardından bakakalan adam ileride otların arasında bir hışırtı duydu. Başını indirdiğinde tek boynuzlu kızıl geyik ile göz göze geldi.

Geyiğin kalbi ile onun kalbi aynı ritimle, birlikte atıyordu. Yüz metre mesafeye rağmen birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlardı. Geyik arkasını dönüp yürümeye başladı. O da tüfeğini eline alıp peşine düştü. Dakikalar sonra arkasından bir ses ona “Dur!” diye bağırdı. Ama o geyiğe kilitlenmiş şekilde yürüyordu. Arkasındaki ses daha kuvvetli bağırdı “İndir tüfeğini!” Geyiğin kalp atışından başka ses duymuyordu. Ta ki sesi ormandaki kuşları bir ağızdan avaz avaz kaçıran silahtan çıkan kurşun sırtına isabet edene dek. Önündeki sulu karın üzerine yüz üstü yığıldı. Kızıl geyik onu vuran adamdan önce yanına varıp sıcacık, yumuşak yanağını onun yanağına koydu af diler gibi. Sonra tıpkı rüyasındaki gibi acı acı bağırarak uzaklaştı.

Ertesi gün gazete sayfalarında bir zalimin talihsiz ölüm haberi olarak yer almıştı: “Kahramanmaraş’ta nesli tükenmekte olan kızıl geyiklerden birini öldürmek üzereyken yakalanan bir avcı, yetkililerin dur ihtarlarına uymayınca bacağına nişan alınan kurşunun sırtına isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.”

Yorum bırakın