YARIM BİR HAYAT

Bir gecede kimsesiz kalır mı insan? Kalırmış. Hayır, bir anda ortalığı yerle bir eden bir depremde kaybetmedim herkesi, ya da elim bir trafik kazası geçirmedi ailem. Annem öldü. Anılar biriktirmeme, bir ömür hatırlamama yetecek kadar yaşadı ve bir gecede öldü. Hastaymış meğer. Ben çocuk halimle yorgun sanırdım hep, çünkü öyle derdi ve ben inanırdım. Ondan bana kalan bir mirastı inanmak ve ben o gün bu gündür her şeye inanırım.

Annem öldükten sonra zaman durdu bizim evde. Üç hafta sürdü. Etrafımızda insanlar dört dönüyor, tencereler girip çıkıyor, ahlar vahlar yükseliyor ama zaman ilerlemiyordu. Üç hafta sonra babam kalktı oturduğu koltuktan. Annem olsa pırıl pırıl olacak kirli odalara girip çıktı. Bir büyük naylon poşete doldurdu bütün eşyalarımı. Ki bütün eşyalarım iki pantolon, iki gömlek, üç kat iç çamaşırı, birkaç incelmiş çorapla annemin aldığı plastik kamyondu. Bütün hayatım bir poşete sığmıştı ama ben babamın hayatına sığamıyordum.

Elimden tuttu, dışarı çıktık. Önceki tutuşları gibi değildi, canımı acıtacak kadar çok sıkıyordu elimi. “Çok seviyor beni de ondan” dedim kendi kendime, kendime de inandım. Küçük adımlarımla koşturuyordum babamın yanında, mahallemizden çıkmamıştım hiç o güne kadar. İstasyona vardık. Gişenin önünde durduk, babamın sesini en son o zaman duydum: “Erzurum’a bir bilet”. Dayım istasyonda oturmuş bizi bekliyordu, beni onunla köye gönderiyordu babam, anneannemle dedemin yanına.

Babamın bıraktığı kızarmış, terlemiş elimi dayım tutmadı, boşlukta kaldım. Babam biletimi uzattı, elime aldım. Hayatımda tuttuğum en ağır kağıt parçasıydı. Poşetimi dayım aldı. Trene bindik. Binerken vedalaşmadı babam benimle, sarılmadı, öpmedi, “Seni seviyorum oğlum, görüşürüz” demedi. Deseydi inanırdım, biliyorsunuz. Dayım beni cam kenarına oturttu, gittiğimden emin olmamı istiyordu galiba. Babam kompartımanın önünde duruyor, gökyüzüne bakıyordu.

Görevli gelip biletimi istedi. Uzattım adama bileti. Tırtıklı yerinden yarısını koparırken, tam o anda babam arkasını dönüp gitti. Elime geri tutuşturulan kağıt parçası yarım bir biletten çok fazlasıydı; yarım bir kalp, yarım bir çocukluk, yarım bir hayat…

Yorum bırakın