ŞİKAYET

Araçtan indirilen adamlardan birkaçı polisler tarafından karga tulumba karakola sokulurken içlerinden biri başı önünde sessizce içeri girdi. Polise mukavemet gösteren adamlar bağırdıkça ortalığa kesif bir anason kokusu yayılıyordu. Holdeki plastik sandalyelere oturtuldu her biri. Tahta olsa da kırıyordu sandalyeleri bu semtin belalı tipleri plastik olsa da. Ama en azından plastik daha ucuz diye komiser bu üçüncü sınıf çay bahçesi sandalyelerine geçiş yapmıştı.

İfadeleri alınmak üzere sırayla içeri çağırılıyorlardı. İşi biten nezarete götürülüyordu. Sarhoşlardan biri sessiz sakin oturan adama doğru hamle yapacakmış gibi oturduğu yerden yumruklarını savurup dururken kusuverdi ortalık yere. Lanet okuya okuya bir kova su ve paspasla koşarak geldi bir polis memuru. “Şişede durduğu gibi durmuyor tamam da birgün de helaya salıverin şu mereti yaa” diye söyleniyordu.

Nihayet sıra kendi kelimelerini sarhoşlara vermişçesine sükunetle oturan adama geldi. İçerideki memur sordu:

– Bu Allah’ın cezası ayyaşların her biri başka bir şey anlatıyor. Telef olan sizin dükkanınız. Siz ne diyorsunuz beyefendi?

– Benim bir şikayetim yok efendim.

– Ne demek şikayetim yok. Arkadaşlar görmüş, camı çerçeveyi indirmişler bakkalınızda. Sonra rafları devirmişler, talan etmişler dükkanı.

– Sorun değil efendim.

 -Siz bi anlatın hele, nasıl oldu bu olay.

– Efendim arkadaşlar epey alkollülerdi dükkanıma geldiklerinde. Benden de alkol istediler. Ben alkol satmıyorum çok şükür efendim. İçecek dolabını gösterdim, “Alkol yok ama buyrun istediğiniz başka bir şey varsa ikramım olsun” dedim. Pek keyiflendiler bu tavrıma lakin içtikleri meşrubattan sonra afedersiniz bunlar kafa yapmıyor diye sağı solu dağıtmaya başladılar.

– Ve siz buna rağmen şikayetçi değil misiniz?

– Değilim efendim. Kendileri haklıdırlar, meşrubatlarım aklı almaz baştan. Doğru söze ne denir.

– Beyefendi siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?

– Estağfirullah efendim. Lakin şikayet etmem ben. Dilerseniz onları salın beni tutuklayın.

Adamın bu tavrı karşısında sinirlenen komiser onun tavsiyesine uyarak  nezaretten sarhoşları salıp bu garip adamı tıktı içeri. Sabaha kadar kalınca aklı başına gelir diye düşündü.

Sabah karakola gelen komiserin ilk işi adamın yanına gitmek oldu. “Nasılsın bakalım, aklın başına geldi mi?” diye sordu adama. “Çok şükür iyiyim komiserim, bir sıkıntım yok” diye cevap verince sidikle rutubet kokusunun karıştığı bu soğuk beton delikte bir gece geçirdiği halde hala şikayet etmeyen bu adamın suratına dik dik bakarak “Peki neye sırıtıyorsun böyle?” diye sordu. Adam cevap verdi:

– Gece rüyamda babamı gördüm efendim. Pek uzun zaman oldu kendisini kaybedeli, bir hayli özlemiştim. Küçükken çok dayağını yedim rahmetlinin, ben ne zaman abimi ya da arkadaşlarımdan birini şikayet etsem “Ne kötü bir meziyet şikayet” diye tartaklardı beni. Rüyamda “Aferin” dedi bana babam, “Şikayet etmemekle iyi ettin” dedi.

Yorum bırakın