Blog

BU SOKAĞI GEÇMEM LAZIM

O sokağın başındayım; hayatımı karartan sokak. Üstelik lambalarla aydınlatılmış. Unutmak istediğim ne varsa ışıl ışıl duruyor karşımda. Kedinin biri az ötede poposunu sallaya sallaya yürüyor, sonra köşeyi dönüp kayboluyor. Nispet yapar gibi… İki tane çöp konteynırı koymuşlar. Bir işe de yaramamış, görgüsüzler kaldırımlara yığmış çöp poşetlerini. Yığınlardan birinin yanında dikiliyorum; kötü kokuyor, adım atmak istiyorum,…

MÜBADELE

1923 yılının soğuk bir Şubat gecesiydi. Annem pantolonumu, kazağımı ve hırkamı giydirdi, yatağa öyle yatırdı beni. “Sabah gün ışır ışımaz yola çıkacağız” dedi. İlk defa seyahate çıkacaktık. Ben heyecanlı ve mutluydum. Ama annemle babamın yüzündeki karanlık mutluluğuma gölge düşürüyordu. Mumun titreyen ışığında annemin gözyaşları parlıyordu. Eski deri valize eşyaları yerleştirirken bir koyuyor, iki çıkarıyordu. Belli…

KE – KE – ME

Küçüktüm, zaten herşey küçükken başlıyor. Bugünün rengi zannettiklerimizin kaba boyaları geçmişte atılmış oluyor. Küçüktüm, evimiz sessiz olurdu genelde. Annemle babam pek konuşmazlardı. İkisi de kekemeydi, bu yüzden uygun görülmüşler birbirlerine. Ne ilk ne de sonraki görüşmelerinde pek bir şey konuşmuşlar, aylarca mektuplaşmışlar. O günlerde buluşup da bir masa başında oturduklarında mektupların cümleleri de onların sessizliğine…

ESKİ AHŞAP DOLAP

Bahçede kıyamet kopuyordu sanki. Çocuklar çığlık çığlığa sağa sola koşturuyordu. Üç gün boyunca yağan şiddetli karın ardından izin vermişlerdi bahçeye çıkıp oynamamıza. Bense kenarda oturmuş onları seyrediyordum. Arada kafama isabet eden kar toplarına sinirlensem bile görülmüş olmak hoşuma gidiyor, var olduğumu hatırlatıyordu bana. Yazık ki doğduğumdan beri varlığımı hep acı çekerek hissediyordum. Yedi yaşında, asık…

PETIT ESCARGOT

Yağmurun dinmesini bekledi. Sonra kovasını alıp çıktı ormana. Toprak yumuşacıktı, lastik çizmeleri bileğine kadar çamur olmuştu. Her mevsimi yağmurlu olan bu bölgede yaz aylarında bir de nemle boğuşuyorlardı. Lastiklerin içinde terleyen ayakları her adım attığında gıcır gıcır sesler çıkarıyor, sürtünerek su topluyor, canını yakıyordu. Bulduğu ilk kayanın bir kenarına oturarak belindeki ince kuşağı çıkarıp ayaklarına…

SİS

Hayat inişli çıkışlıdır, bilirsiniz. Benimse günlerim iniş ve çıkıştan ibaretti. Çünkü ben bir asansör operatörüydüm. Üstelik dünyanın en yüksek binasında… Yüz iki katlı Empire State binasının iki metrekarelik soğuk metal asansöründe günde dokuz saat, onlarca kez zeminden yetmiş beşinci kata yükseliyordum. Doğrusu bu iş benim gibi on dokuz yaşındaki genç bir kız için iyi bir…

BAYRAM

Diğerleri de tek tek kalkmaya başladılar. Herkes pek bir neşeliydi. Giyinen aynanın önüne geçiyor, yüzüne boyalar sürüyor, şeftali rengi bir ruj elden ele geziniyordu. Çayı demledi birisi, diğeri birkaç hafta önce gelen bayatlamış kuru pasta kutularını çıkarıp koydu masaya. Ben sessizce onları izliyordum. Ta ki parlak kağıtlı çikolatalar şekerliğe konuncaya dek. Onları görünce duramadım yatakta,…

KULE

Yaşlı adam ıslak bir burnun yüzünü gıdıklamasıyla uyandı. Gözlerini açtığında keçisinin yeşil gözleriyle karşılaşıp irkildi. Bağıra bağıra sesi kısılan hayvanı duymamıştı adam. Üç gündür tek göz ahşap kulübesinin içine adlığı keçi evin altını üstüne getirmiş, dışarı da çıkamayınca odanın dört bir yanına işemişti. Kulakları zayıf işiten ve gözleri zayıf gören adam odadaki kötü kokuyu alınca…

NİNEMİN HAYALETİ

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Hep böyle derdi ninem bana. Öyle sık tekrar ederdi ki, ağzındaki üç-beş dişin arasından tıslayarak söylediği diğer cümleleri anlamazdım pek ama bunu seçerdim hemen. Beni çok severdi. Buruşuk, titrek elleriyle saçımı, yüzümü, sırtımı sıvazlar, ibadet edercesine mesh ederdi beni sanki. Odası tıpkı diğer yaşlıların odası gibi kokardı; eski eşya, eczane ve anıların…

KÖPRÜDE

Ayaklarımın beni götürebileceği yere kadar yürüyüp orada bir yolunu bulacaktım acılarımdan kurtulmanın. Ya da ben öyle olduğunu zannediyordum. Oysa bilinçaltım çoktan planı yapmıştı bile. Nereye gideceğimi biliyordum. Ama kararlarım dışında bir güç tarafından yönlendiriliyor olma fikri, ulvi bir yolda olduğum izlenimini veriyordu bana. Sahil boyu yürümem tesadüf değildi elbette. Denizi, kokusunu, dalgaların sesini, tuzlu suyunun…

Bir sorun oluştu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.


Blogumu Takip Edin

Yeni içerik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.